25 Aralık 2013

o gidince herşey gitti gerçekten,annem,babam,doğmamış çocuğum,çay içme keyfim,müzik zevkim,korkunca şarkı uydurmalarım,uyurken sırt üstü yatmam,saatlerce koltukta oturmalarım,hiç olmayan kelimelerin anlamını ezberde tutmalarım,makyaj yapmak için harcadığım vakitler,sevdiğim parfüm,brokoli salatası.
ama içinizi bir kara parçasıymış gibi düşünürseniz,anız yangınları nekadar toprağa zarar versede zararlı bitkileri temizleme yönünden faydalıdır.Sonra yeniden ekim yapabilirsiniz..ama içiniz nekadar toprak bilmiyorum.belki sadece acı çekiyorsunuzdur.
yazık bize.

*sen gitme/pazar sabahımı alıp götürüceksin/ve bir sabah uyandığımda o gün pazarsa/ben sabahsız değil/anlamsız kalacağım*

24 Aralık 2013


saatlerdir boş sayfaya bakıp,ne yazsam diye düşünüyorum.Aslında çok saçma günün %80 ini kendi kendime söylenerek,küfrederek ve bokumu çıkartmak için dram filmleri izleyerek geçiriyorum. okadar çok ağladım ki yazacaklarımda gitti.zaten nezaman ağlasam bütün öfkem gidiyor.dünyanın en görkemli kavgalarını sırf muhatabımla görüşmeden önce ağladığım için ileri bir tarihe kaç kez erteledim kim bilir..ama son 1 ay ilaçlarımı bıraktığım için içimde "herkese içimden geçenleri söyleyebiliim yeaa,artık insanları kırmıycam diye nazik davranmayacağım yeaaa" gibi bazı kararlar cereyan etsede ben kendimi tanıyorsam en fazla böyle ilaç bırakıp,evde kendi kendime söylenirim.

neyse kısacası sokuyum sizin kıristmıs havanıza.hepinizden nefret etmemle etmem bi ilaca bakar.bye.

21 Aralık 2013

şu yaşıma kadar hiç başıma gelmeyenler listesi;

güllerle kaplı bir masanın ortasında kalp şeklinde yanan mumlar. ve bunun türevleri romantik hareketler
(balık burcu olmama rağmen inatla sıradan romantik hareketleri sevmiyorum görüntüsü çizmem çok saçma.hiç yaşamadığım için sevip sevmediğimi bilmiyorum.)

6 ay içerisinde 1 kutu eyeliner bitirmek
(teşekkürler düşük ve etli göz kapakları,teşekkürler orta asyadan göç etmeye karar veren siz garip göçebe zihinleri.)

groupie deneyimi
(çünkü beğendiğim kişilere okadar yaklaştığım zaman namı değer sipastiklere taş çıkaran bir performansla korkutup kaçırıyorum.)

8 tekila shot'dan daha fazlası.
( eheheh :) )

para karşılığı kahve falı baktırmak
(ülke sınırları içersinde adım başı kahve falı bakılır denmesine rağmen bu konuda bakire oluşumla ilerde kahinlerin Kahve falı tanrılarına adak olarak sunulmayı umuyorum.)

görücü-görücümsü
(yıllar geçmesine rağmen 18 yaşına ha vardım ha varıcam gösterdiğim için hep "bizim kız okuyo yaa" geyiğine maruz kalıyorum. hani ayıp olmasın diye "hanımkızımız müsait mi?" diye soran biri bile yok.)

kendin pişir kendin ye yerlerinde kuzu çevirme qeyfi :(
(çünkü 1 yaşımdan beri vejeteryanım.)

üniversitedeyken bir şekilde sahneye çıkmak
(kameraların beni 5 kilo daha fazla göstermesine bile katlanamam.)

öff başka bişi gelmiyor aklıma.zaten bahsetmek istediğim kahve falı baktıramadığımdı öyle piç gibi kalmasın diye bunları yazdım.

20 Aralık 2013

kendimden hoşlanmıyorsam bunun birsürü sebebi olabilir ama hiçbir sebep self sacrifice manyaklığım kadar başı çekemez sanırım. hayatıma bir şekilde girmiş herhangi bir insan için cebimdeki parayı vermek,ona beğendiği bir eşyamı hediye etmek,evini taşırken yardım etmek,böbreğim uyuyorsa bağışlamak vs vs bunlar hiç zor işler değil benim için..neden mi? Çünkü tahminen deli düdükledi beni.İş alelade insanlar için böyleyken sevdiğim insanlara yapabileceklerim hakkında kendimin bile bir fikri yok.onlar için yapabileceklerimin sınırsızlığı beni korkutuyor.  galiba bir ara isa'ydım. çünkü düşününce sevdiğim insanlar için canımı vermek benim için çok zor değil.acaba bunun psikolojide bir adı madı var mı? yoksa bu benimki sikilme sevdası mı?

neyse geçen rüyamda peygamberliğimi açıklıyordum.İlk kadın peygamber olarak çıktım ingilizce konuşma yaptım.rüyalarımı ingilizce görmekten vazgeçmem gerekiyor sanırım.yada vazgeçmiyim ne güzel gidiyor böyle.

18 Aralık 2013



beynimin içinde küçük garip lekeler
beynimin içinde küçük garip lekeler
beni tutup kendilerine çektiler
gündüzü alıp bana süt verdiler
grisini yok ettikleri dünyadan
sadece beynimdeki küçük lekeler kaldı.

*atatürk eğitim ve araştırma hastanesine gitmek için için diyanetin önünde inip köprünün üstünden dolmuşa binip 3dk sonra iniyorsunuz.sonra nöroloji polikliniğine çıkıp size hiçbirşey ifade etmeyen beyninizdeki lekeleri doktora gösteriyorsunuz..Yaptınız mı?*

beynimin içindeki küçük garip lekeler
birde taze çıkmış simit kokusu
aç olmak tanrının çocukları için günah olmalı
ben annemin çocuğu olduğum için-ba na gü nah yaz ma tan rım a cı kın ca o nu da ha çok öz lü yo rum di ye.

*hastanenin ana kapısından dümdüz yürüdüğünüzde dolmuş durağına çıkarsınız.muhtemelen aşti dolmuşlarından birine binip,sonra şehrin istediğiniz yerine istiflenebilirsiniz.*

beynimin içinde küçük garip lekeler
çünkü içki içince günah yaratırsın
legoların parçaları insan parçaları gibi
sonra süt rengi bir görüntü
yanmış plastik kokusu
beyninin fokurdadığını hissedecek kadar uyanıklık
beynimin içinde küçük garip lekeler
beyimin içinde küçük garip lekeler
kim bilir hangi anıyı gizlerler.

not:http://youtu.be/JzIK5FaC38w
 bu da yazının şarkısı olsun. çünkü bu yazı değil aslında size çok şey ifade eden bir şarkının güftesi.

ne kadar kötü bir hafta geçirmiş olabilirim diye düşünüyorum da..bildiğin eve aç geldiğinizde komşunuzun börek var deyip sizi eve attıktan sonra böreğin laz böreği çıkması gibi.Evet tam olarak böyle.çünkü;

uzun zamandır okuduğum hatta okuyamadığım,sırf ayıp olmasın diye sonunu getirdiğim bir yeraltı edebiyatı yoktu ki ben porno'yu okuyana kadar.Bu kanırtma durumunun ne kadar can yakıcı olabileceğine inanamazsın.

*spotify dinliyorsun........*

tahminimce 3 haftadır cipralex ve zanax almıyorum.
MALMIYIM BEN?
tahminimce diyorum çünkü zaman kavramım yerle bir.gün bilmiyorum.Günü öğreniyorum ama sonra işime yaramayacağını düşünüp unutuyorum.Sona yine günü bilmiyor oluyorum...
son bir haftadır uyku düzenimide düzensizlik temeline oturttuğuma göre bayrakları gere gere depresyondayım mk diyebilirim.

*kaderini yazarken kalemi......*

trabzonda özkanla birlikte yaşadığımız evin telefon ve internet hattını kapattırdığımı sanarken kapattıramadığımı ve bunca zaman borçlandığımı da bu hafta öğrendim.Şuan hayatımda özkan yok ama borç var.param da yok ama onu pek takmıyorum..

telefonum-ki kendisi ilk akıllıı telefonlardan olur-artık benimle olan beraberliğine son verdi.Bu tamamen telefonumun kararı olduğu için saygı duyup.şu sikko hayatımda neden hep ayrılık kararlarını karşı tarafın verdiğini sorguluyorum.

*...çarkı ile yurt dışında.....*

haftanın elle tutulur tek güzel yanı iyileşmiş olmam.
vazgeçtim haftanın hiçbisikim güzel yanı yok.

12 Aralık 2013

grip olduğunuzda ayağınızın altına viks sürdükten sonra yün çorap giyerseniz iyileşirsiniz iddiası 1 - gripin 0

*alternatif tıp'ın zirve yaptığı andır bu gözümde.üst solunum yoluyla alakalı bir hastalığa ayaktan tedavi.bu işi gerçekten biliyor bu alternatif tıp.
*bu arada viks'in adı değişmiş.(ki buda her şeyin olduğu gibi kalmasını seven benim için siktir yorumu aldı)

10 Aralık 2013

bir gece önce böyle değildi.

aslında bundan önceki hiç bir gece bunun gibi değildi.Şuan bağırsaklarımı kucağımda taşıyorum.Bu insanın başına sürekli gelmiyor sonuçta.

buraya nasıl geldim? Neden buradayım? Karşımda duran kadınlar kim? inanın bu sorulardan sadece birinin cevabını biliyorum ki bu bizi başka bir hikayeye götürüyor.Yaprak kral ve patates kızın dillere pelesenk aşkının hikayesine...Kişi ismi veremem çünkü şuan bağırsaklarımı kucağımda taşıdığım gerçeğiyle birlikte bütün gerçekleri red ediyorum.Kısaca bilmeniz gereken yaprak kral ülkenizin sınırlarına girdiğinde bilirdiniz.Öyle alelade girişlerin adamı değildi.Ve o görkemli çıkışları.İşte bizi ilgilendiren kısım burası

çıkışları

Yanında sürekli keskin objeler taşırdı.çünkü garip bir korkusu vardı sebebini hiç bilemediğim.Sanki sürekli bir duygu ona kumpas kuracak ve etrafını görünmez bir zarla çevirecekmiş korkusundan yanında keskin objeler taşımayı adet edinmişti.Aslında güzel bir özellik.Hele ki kendi ördüğü donuk bakışları düşünürsek,o keskin objeye bazen ihtiyacınız olabiliyor.

zamanında,daha ülkeye girişinin bikaç saniyesi olmasına rağmen çıkmak istediği için hiç acımadan yırttı kapımın üstüne serdiğim masumiyet halısını.Çıkmak için çabalarken cebinde ülkeme kaçak soktuğu kadını düşürdü.Kadın yaprak kralın sıcak koynundan biranda dışlandığı için beni suçladı..ve bu bize ilk kadının kimliğini verir.

zamanında 2,yolda karşımıza rastlantısal biçimde çıkan yaralı kediyi ilk başlarda umursamıyormuş gibi davransa da gerek çevresindeki sansarların gerek benim yaydığım kokulardan dolayı yaralı kedi bir anda egzotik bir meyveye dönüştü yaprak kral için.Acilen tadına bakılmalıydı çünkü ülkede ekonomik kriz kapıyı kaç kere yumruklamıştı belli değil.Ve hakkını yemek istemem,bir patates ekonomik krize girince ilk kendi kabuğunu yer.Olanı biteni ben daha anlamadan keskin obje ortaya yine çıktı,geçen sefer yırtılan halımın yerine serdiğim gece halısını hiç düşünmeden ve çok şehvete aç olarak yırttı.Yırtarken arkasından  tadı beklediğinden farklı geldiği için dışlayacağını bile bile yaralı kediyi götürdü de ülkeden.Ve tahmin edersiniz ki yaralı kedi  yarı yolda bırakıldığı için beni şuçladı..ve bu bize ikinci kadının kimliğini  verir.

zamanında 3,bu kadını çok tanımıyorum.yani diğer kadınları da çok tanımadım.bu kadınlar es kaza yaprak kralın geçtiği yerde esen rüzgarlar gibiydi sanırım ki çok tanıştırma nezaketini bile göstermedi.Ama bir kişi bir kişiye dokunduğu an bunun hesabını vermek için biri mutlaka yakılmalıdır..ve bu bize geri kalan sayısız kadının kimliğini verir.

zamanında 4,yaprak kral günlük işlerini yapmak için bozuk prizleri tamir ederdi.Bu ona ait olamadığı tüm mutfakların ve banyoların tesellisiymiş gibi gelirdi.Bir yerden ilinti olmak hiç olmamaktan yeğdir değil mi? O gün bozuk priz tamiri sırasında benim güvenoyu almam gerektiği için halka sesleniş yapmam gerekti.Konuşmanın provası için karşısına geçip konuştuğumda elinden tornavida ve prizi düşürdü.Gözünden de beni.Aklından da geleceğini.Bitti bir anda her şey yerle bir oldu.Belki inanmazsınız ama zaman bile durdu bir kaç saniyeliğine.Sonra elindeki keskin objeyi çıkarıp,hayır kapıya yönelmedi,beni yırttı..ve bu bize diğer bir kadının kimliğini verir.

Korkarım ki bağırsaklarım soğudu,artık ikinci el pazarda bile satılmaz.Bu kötü.Çünkü artık bende kullanamam.Hiç olmazsa bağırsaklarımdan ip yapayımda boynuma dolayayıp hergeçen gün biraz daha sıkarak diğer etmenlerin beceremediği ölümüme yol açayım.Çünkü yaprak kralın hikayesi her geçen gün ülkede yayıldıkça yayıldı.Okadar ki artık onun ülkesi gibi görünüyor uzaktan bu ülke.Ve nedendir bilinmez beni devirip ülkenin başına geçmekten bir okadar da kaçınıyor.İlginç adam şu yaprak kral.Herkesin hayatına giren türden.

Bağırsaklarım söndü.İp yapmak için artık hazırlar.Sanırım bende diğer soruların cevabını bulmaya hazırım.

07 Aralık 2013

26.11.13   

bugünden sonra mutlu olmak için ilaca ihtiyacım yok benim.

29.11.13

yani kısaca şöyle ki: ben sana adam olamazsın demedim,ben sana doğal yollarsan serotonin salgılatamazsın dedim.

07.12.13

amınakoyayım bukadar zor olmak zorunda değil herşey.

06 Aralık 2013

allah,canım allah..nasılsın?

yalnızlığının derinliğine dair bazı şeyler duydum.ne korkunç..gerçekten yalnız mı hissediyorsun kendini?
sahi yalnızlığın bir seçilim olduğuna dair konuşmuştuk değil mi?Üzgünüm..kendimi tekrara geçtim ama bildiğim kadarıyla bu memur ruhunun alışkın olmadığı bir durum değil..

evreni yaratma zamanına dair diğer gafillerin anlattığı aksine ne kadar sürede yarattığın inan zerre umurumda değil.Ben,senin o yaratma eylemi süresince aldığın hazzın daha çok merağındayım.Keşke biraz anlatabilsen ama o kadar çok memursun ki yaptığın işi anlatma coşkusunu eminim ki mesleğe başladığın ilk birkaç yıldan sonra kaybettin.şimdi olduğun kişi olduğun için seni suçlayan bir sürü kulun vardır eminim.Hani komik gelmiyor da değil.sonsuzluğa deyin insanoğlunun içine olabildiğince kurt düşürdükten,arkası yarın kuşağı gibi dönem dönem kitap yayımladıktan sonra sonsuzluk nedeniyle kaknem bir şeye dönüşmek...

anlatmak istememene saygı duyuyorum...

ama lütfen yalnızlığının bedelini habersiz insanlara ödetme.bilincini kaybedicek kadar sarhoş olduktan sonra saçma sapan şeyler yapan insanlardan ertesi gün yaptıklarının sorumluluğunu hemencecik almasını beklemek gibi sende daha doğmadan ruha verdirttiğin "ben senin en iyi dostun olucam.ve hep beni sevdiğin gibi kalıp,seni hep ilk gün ki gibi sevicem." sözünü hatırlamasını ve buna göre davranmasını beklemen çok içtenpazarlıklıca..kısacası sızlanma işte dalyarak.ay affedersin.ilaçlarımı bıraktım da.bazen tepkilerimi olmam beklenen kadın gibi veremiyorum...hoş bunu zaten biliyorsun sen.kime kimi anlatıyorum ki.geçen buluştuğumuzda söylediğin gibi sana güttüğün koyunu anlatmaya gerek yok.

seni bazen aşağıda özlüyoruz bunu biliyorsun.lütfen şımarıklık yapmayı kes ve aramıza dön.çünkü yaratan sen bile olsanda her insanın bir sabır noktası vardır.
sonsuz sevgilerimle canım allah.

05 Aralık 2013

"based on -" tarzı bilgi parçacıkları

       

size şarkının hikayesini anlatayım mı?

Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk

Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak

Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık

Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden

"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli

Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor

Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında

Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk

"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"

Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.    t.uyar.



bu kaseti dinleyebildiğim
ecemin uslu bir kız olduğu
ayrıca çüküne çok güvendiğim adamların yeteneksiz çıktığı
üstüne üstlük ankarada olduğum bir zaman dilimi daha yaşamak istemiyorum.
ve buda tabi ki bir şiir değil,saçmalamayın.

ilacı bıraktığımın ilk haftası.
bu yaşadığım şeye yoksunluk diyolar sanırım.çok da haklılarmış.İlaç bağımlısı olmayan ben ilacın aptal etkilerine bağımlı olmuşum... ay ne güzeldi sürekli gamsız dolaşmak.Şimdi ilaç almıyorum ve herşeyi bu kafanın içinden geçirip refleks oluşturmak çok zor. Üstüne üstlük aylardır geçmeyen ve giderek kötüleşen baş dönmesinin etkisi altında.

*10ay önce MR çektirdiğimde beynimde bikaç küçük kanama görmüştü doktor.Geçen gün konuşacak kimsem  yok diye yanına gittiğimde birkez daha MR istedi benden.Acaba bu sefer nasıl çıkacak?*

bisürü ilacı bırakmış olabilirim ama ritalini tabiki bırakmadım.sonuçta ritalin bir allah benim gibiler için.

kendi beynime dair en sevmediğim şey sürekli bişeyden bişeye geçiyor olması.istikrar denen şey yok resmen.halbuki beyin.yani insani özellik yüklesek en istikrarlı ve realistin  beyin olmasını beklemezmiyiz. mesela
en sorumluluk sahibi kalp
en eğlenceli karaciğer
en çalışkan böbrek
en yanarlı dönerli-anı anına uymayan mide
en özgürlükçü akciğer
en tembel bağırsaklar
en kurnaz anüs
en zeki rahim..
(bence çok gerçekçi oldu)

biz bu konuya nasıl geldik?   Hah yaşadığımız zaman.Zaman geçiyor arkadaşlar.Eğer bi karakutuda değilseniz sizden beklenen zaman çizgisine basmanızdır ve eğer basamıyorsanız siktir olup gitmelisiniz...Tabi benim nezdimde...

benim nezdimin yetki alanından çıktığımızda ise gerisi güllük gülistanlık.gerçekten bak

03 Aralık 2013

derin nefes al.

sakin ol.

bikez daha derin nefes al....eni sonu misafir.eni sonu akraba.en fazla 1 saate kalkarlar.

derin nefes al...

ama tabiki kalkmadılar.hatta yiyip içtikleri yetmezmiş gibi annemle babamın zihnini zehirleyip gittiler.

Lanet olsun uzaktan akrabalara! (oğulları hariç)
oğulları-adı taner-en sevdiğim kuzenlerden biridir.liseyi birlikte okuduk.annesi ve babasını da severim.Yani neden seviğimi bilmiyorum ama alışkanlık sanırım seviyorum.taner benim lise hayatım boyunca yanımdaydı.kuzenden öte arkadaştık.Sanırım polatlı tarihindeki en hengovır geceyi onunla geçirmiş olmam onu ister istemez listenin en üstüne çıkarıyor.( hengovır gecesi başka hikaye sonra anlatırım eğer istersem)

ama şuan annemle babamın tanerin başarı öyküleriyle gereksiz bilgi dolmasını istemiyorum.hayır napcaklar mk tanere dair bukadar ayrıntılı bilgiyi.Tanerin bilgileri çok kullanışsız.hayati önem arz etmiyorki.ama yinede tanerin annesi ve babası tarafından tanerin devlete kapak atarak nasıl bir lüks içinde yaşadığı ballandıra balandıra anlatıldı tabiki.

şimdi misafirler gittikten snra olabilecek senaryolar;

senaryo 1
annem: amma hava attılar tanerle.nekadar şanslılar.zaten allah hep zenginin yanında.fakiri düşünen allah yokki.
babam: aman güler boşver.
annem: kimsenin malında gözümüz yok tabide.hani insan düşünüyor

senaryo 2
annem: duygu bak taner kpss'ye evde hazırlanmış..şukdr bukdr puan almış.bak ne güzel atanmış.sen düşünmüyomusun hiç kpss'yi?
ben: anne bunu sanki hiç konuşmamışız gibi neden soruyosun.Ben master yapıcam
annem: ya bi dene şansını nolcak.sende evde hazırlanırsın.Bak İş güvenliği uzmanlığı kursuda açılmış.onada başvur.nede olsa nisana kdr buralardasın
ben: ... :) :(

tabi hangi senaryo vuku bulacak şimdiden kestirmek zor.ama benim kendince modern ve açılımgez ailemi böyle zehirlemelerinden hiç hoşlanmıyorum.
benim annem canım annem her hafta değişen kariyer planımı hep destekliyor.
benim babam canım babam hiçbişeye herzamanki gibi karışmıyor
ve biz mis gibi yaşıyoruz
öffff fak dı sistem!

02 Aralık 2013

bu adamların yapacağa şarkıya ben..





ben ezginin günlüğünü severim.Onlar beni nekadar severse okadar işte.daha fazla sevecek takatim yok çünkü..Ama işte bazı şarkılarının sözleri çok güzel.insana küfrettirecek kadar...
küfür demişken sizin aklınıza hiç bu garip adam,hüsnü,gruba dahil olmasaydı ezginin günlüğü nasıl olurdu? gibi sorular gelmiyor mu? Bende zaten çok işsiz olduğum ve hüsnüyü sevmediği içi düşünüyorum bunları.ismi hüsnü olan insanları nasıl sevebilirim.hüseyin belki ama hüsnü sanki kayıt memurunun önünde bi yandan telefonla iş bağlamaya çalışan babanın memurla konuşması biran önce bitsin diye aceleden salladığı bir isim gibi..
of tüm bu beyin sıçramalarından size ne ki?

01 Aralık 2013

tek bi film. saatlerce aynı dua. tek marka peçeteler. saatlerce aynı dua..
BENİM HAFIZAMI SİLSİNLER.

30 Kasım 2013

kahvaltı

menu: sıkma portakal suyu
beyaz peynir
salatalık
zeytin ezmesi
biberli yeşil zeytin
uno light ekmek
duygu


dün geceden kalmayım.. resmen dün geceye saplandım
hayrı yoktu cumartesinin.bugüne yarab kısmet!