26.11.13
bugünden sonra mutlu olmak için ilaca ihtiyacım yok benim.
29.11.13
yani kısaca şöyle ki: ben sana adam olamazsın demedim,ben sana doğal yollarsan serotonin salgılatamazsın dedim.
07.12.13
amınakoyayım bukadar zor olmak zorunda değil herşey.
07 Aralık 2013
06 Aralık 2013
allah,canım allah..nasılsın?
yalnızlığının derinliğine dair bazı şeyler duydum.ne korkunç..gerçekten yalnız mı hissediyorsun kendini?
sahi yalnızlığın bir seçilim olduğuna dair konuşmuştuk değil mi?Üzgünüm..kendimi tekrara geçtim ama bildiğim kadarıyla bu memur ruhunun alışkın olmadığı bir durum değil..
evreni yaratma zamanına dair diğer gafillerin anlattığı aksine ne kadar sürede yarattığın inan zerre umurumda değil.Ben,senin o yaratma eylemi süresince aldığın hazzın daha çok merağındayım.Keşke biraz anlatabilsen ama o kadar çok memursun ki yaptığın işi anlatma coşkusunu eminim ki mesleğe başladığın ilk birkaç yıldan sonra kaybettin.şimdi olduğun kişi olduğun için seni suçlayan bir sürü kulun vardır eminim.Hani komik gelmiyor da değil.sonsuzluğa deyin insanoğlunun içine olabildiğince kurt düşürdükten,arkası yarın kuşağı gibi dönem dönem kitap yayımladıktan sonra sonsuzluk nedeniyle kaknem bir şeye dönüşmek...
anlatmak istememene saygı duyuyorum...
ama lütfen yalnızlığının bedelini habersiz insanlara ödetme.bilincini kaybedicek kadar sarhoş olduktan sonra saçma sapan şeyler yapan insanlardan ertesi gün yaptıklarının sorumluluğunu hemencecik almasını beklemek gibi sende daha doğmadan ruha verdirttiğin "ben senin en iyi dostun olucam.ve hep beni sevdiğin gibi kalıp,seni hep ilk gün ki gibi sevicem." sözünü hatırlamasını ve buna göre davranmasını beklemen çok içtenpazarlıklıca..kısacası sızlanma işte dalyarak.ay affedersin.ilaçlarımı bıraktım da.bazen tepkilerimi olmam beklenen kadın gibi veremiyorum...hoş bunu zaten biliyorsun sen.kime kimi anlatıyorum ki.geçen buluştuğumuzda söylediğin gibi sana güttüğün koyunu anlatmaya gerek yok.
seni bazen aşağıda özlüyoruz bunu biliyorsun.lütfen şımarıklık yapmayı kes ve aramıza dön.çünkü yaratan sen bile olsanda her insanın bir sabır noktası vardır.
sonsuz sevgilerimle canım allah.
yalnızlığının derinliğine dair bazı şeyler duydum.ne korkunç..gerçekten yalnız mı hissediyorsun kendini?
sahi yalnızlığın bir seçilim olduğuna dair konuşmuştuk değil mi?Üzgünüm..kendimi tekrara geçtim ama bildiğim kadarıyla bu memur ruhunun alışkın olmadığı bir durum değil..
evreni yaratma zamanına dair diğer gafillerin anlattığı aksine ne kadar sürede yarattığın inan zerre umurumda değil.Ben,senin o yaratma eylemi süresince aldığın hazzın daha çok merağındayım.Keşke biraz anlatabilsen ama o kadar çok memursun ki yaptığın işi anlatma coşkusunu eminim ki mesleğe başladığın ilk birkaç yıldan sonra kaybettin.şimdi olduğun kişi olduğun için seni suçlayan bir sürü kulun vardır eminim.Hani komik gelmiyor da değil.sonsuzluğa deyin insanoğlunun içine olabildiğince kurt düşürdükten,arkası yarın kuşağı gibi dönem dönem kitap yayımladıktan sonra sonsuzluk nedeniyle kaknem bir şeye dönüşmek...
anlatmak istememene saygı duyuyorum...
ama lütfen yalnızlığının bedelini habersiz insanlara ödetme.bilincini kaybedicek kadar sarhoş olduktan sonra saçma sapan şeyler yapan insanlardan ertesi gün yaptıklarının sorumluluğunu hemencecik almasını beklemek gibi sende daha doğmadan ruha verdirttiğin "ben senin en iyi dostun olucam.ve hep beni sevdiğin gibi kalıp,seni hep ilk gün ki gibi sevicem." sözünü hatırlamasını ve buna göre davranmasını beklemen çok içtenpazarlıklıca..kısacası sızlanma işte dalyarak.ay affedersin.ilaçlarımı bıraktım da.bazen tepkilerimi olmam beklenen kadın gibi veremiyorum...hoş bunu zaten biliyorsun sen.kime kimi anlatıyorum ki.geçen buluştuğumuzda söylediğin gibi sana güttüğün koyunu anlatmaya gerek yok.
seni bazen aşağıda özlüyoruz bunu biliyorsun.lütfen şımarıklık yapmayı kes ve aramıza dön.çünkü yaratan sen bile olsanda her insanın bir sabır noktası vardır.
sonsuz sevgilerimle canım allah.
05 Aralık 2013
"based on -" tarzı bilgi parçacıkları
size şarkının hikayesini anlatayım mı?
Halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
Her şey naylondandı o kadar
Ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
Ama geyikli geceyi bulmadan önce
Hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
Geyikli geceyi hep bilmelisiniz
Yeşil ve yabani uzak ormanlarda
Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
Hepimizi vakitten kurtaracak
Bir yandan toprağı sürdük
Bir yandan kaybolduk
Gladyatörlerden ve dişlilerden
Ve büyük şehirlerden
Gizleyerek yahut döğüşerek
Geyikli geceyi kurtardık
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"Geyikli gecenin arkası ağaç
Ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
Çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
İster istemez aşkları hatırlatır
Eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
Şimdi de var biliyorum
Bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
Dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
Hiçbir şey umurumda değil diyorum
Aşktan ve umuttan başka
Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
Biliyorum gemiler götüremez
Neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
Örneğin Manastır'da oturur içerdik iki kişi
Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
Geyikli gecenin karanlığında
Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
Salt yadsımak için sevmiyorduk
Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
Ne iyiydik ne kötüydük
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
Ama ne varsa geyikli gecede idi
Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
Yahut bir adam bıçaklasak
Yahut sokaklara tükürsek
Ama en iyisi çeker giderdik
Gider geyikli gecede uyurduk
"Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
Sultan hançerleri gibi ayışığında
Bir yanında üstüste üstüste kayalar
Öbür yanında ben"
Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
Eskimiş şeylerle avunamıyoruz
Domino taşları ve soğuk ikindiler
Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
Gölgemiz tortop ayakucumuzda
Sevinsek de sonunu biliyoruz
Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
İyice kurulamıyorum saçlarını
Bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"Halbuki geyikli gece ormanda
Keskin mavi ve hışırtılı
Geyikli geceye geçiyorum"
Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum. t.uyar.
bu kaseti dinleyebildiğim
ecemin uslu bir kız olduğu
ayrıca çüküne çok güvendiğim adamların yeteneksiz çıktığı
üstüne üstlük ankarada olduğum bir zaman dilimi daha yaşamak istemiyorum.
ve buda tabi ki bir şiir değil,saçmalamayın.
ilacı bıraktığımın ilk haftası.
bu yaşadığım şeye yoksunluk diyolar sanırım.çok da haklılarmış.İlaç bağımlısı olmayan ben ilacın aptal etkilerine bağımlı olmuşum... ay ne güzeldi sürekli gamsız dolaşmak.Şimdi ilaç almıyorum ve herşeyi bu kafanın içinden geçirip refleks oluşturmak çok zor. Üstüne üstlük aylardır geçmeyen ve giderek kötüleşen baş dönmesinin etkisi altında.
*10ay önce MR çektirdiğimde beynimde bikaç küçük kanama görmüştü doktor.Geçen gün konuşacak kimsem yok diye yanına gittiğimde birkez daha MR istedi benden.Acaba bu sefer nasıl çıkacak?*
bisürü ilacı bırakmış olabilirim ama ritalini tabiki bırakmadım.sonuçta ritalin bir allah benim gibiler için.
kendi beynime dair en sevmediğim şey sürekli bişeyden bişeye geçiyor olması.istikrar denen şey yok resmen.halbuki beyin.yani insani özellik yüklesek en istikrarlı ve realistin beyin olmasını beklemezmiyiz. mesela
en sorumluluk sahibi kalp
en eğlenceli karaciğer
en çalışkan böbrek
en yanarlı dönerli-anı anına uymayan mide
en özgürlükçü akciğer
en tembel bağırsaklar
en kurnaz anüs
en zeki rahim..
(bence çok gerçekçi oldu)
biz bu konuya nasıl geldik? Hah yaşadığımız zaman.Zaman geçiyor arkadaşlar.Eğer bi karakutuda değilseniz sizden beklenen zaman çizgisine basmanızdır ve eğer basamıyorsanız siktir olup gitmelisiniz...Tabi benim nezdimde...
benim nezdimin yetki alanından çıktığımızda ise gerisi güllük gülistanlık.gerçekten bak
03 Aralık 2013
derin nefes al.
sakin ol.
bikez daha derin nefes al....eni sonu misafir.eni sonu akraba.en fazla 1 saate kalkarlar.
derin nefes al...
ama tabiki kalkmadılar.hatta yiyip içtikleri yetmezmiş gibi annemle babamın zihnini zehirleyip gittiler.
Lanet olsun uzaktan akrabalara! (oğulları hariç)
oğulları-adı taner-en sevdiğim kuzenlerden biridir.liseyi birlikte okuduk.annesi ve babasını da severim.Yani neden seviğimi bilmiyorum ama alışkanlık sanırım seviyorum.taner benim lise hayatım boyunca yanımdaydı.kuzenden öte arkadaştık.Sanırım polatlı tarihindeki en hengovır geceyi onunla geçirmiş olmam onu ister istemez listenin en üstüne çıkarıyor.( hengovır gecesi başka hikaye sonra anlatırım eğer istersem)
ama şuan annemle babamın tanerin başarı öyküleriyle gereksiz bilgi dolmasını istemiyorum.hayır napcaklar mk tanere dair bukadar ayrıntılı bilgiyi.Tanerin bilgileri çok kullanışsız.hayati önem arz etmiyorki.ama yinede tanerin annesi ve babası tarafından tanerin devlete kapak atarak nasıl bir lüks içinde yaşadığı ballandıra balandıra anlatıldı tabiki.
şimdi misafirler gittikten snra olabilecek senaryolar;
senaryo 1
annem: amma hava attılar tanerle.nekadar şanslılar.zaten allah hep zenginin yanında.fakiri düşünen allah yokki.
babam: aman güler boşver.
annem: kimsenin malında gözümüz yok tabide.hani insan düşünüyor
senaryo 2
annem: duygu bak taner kpss'ye evde hazırlanmış..şukdr bukdr puan almış.bak ne güzel atanmış.sen düşünmüyomusun hiç kpss'yi?
ben: anne bunu sanki hiç konuşmamışız gibi neden soruyosun.Ben master yapıcam
annem: ya bi dene şansını nolcak.sende evde hazırlanırsın.Bak İş güvenliği uzmanlığı kursuda açılmış.onada başvur.nede olsa nisana kdr buralardasın
ben: ... :) :(
tabi hangi senaryo vuku bulacak şimdiden kestirmek zor.ama benim kendince modern ve açılımgez ailemi böyle zehirlemelerinden hiç hoşlanmıyorum.
benim annem canım annem her hafta değişen kariyer planımı hep destekliyor.
benim babam canım babam hiçbişeye herzamanki gibi karışmıyor
ve biz mis gibi yaşıyoruz
öffff fak dı sistem!
sakin ol.
bikez daha derin nefes al....eni sonu misafir.eni sonu akraba.en fazla 1 saate kalkarlar.
derin nefes al...
ama tabiki kalkmadılar.hatta yiyip içtikleri yetmezmiş gibi annemle babamın zihnini zehirleyip gittiler.
Lanet olsun uzaktan akrabalara! (oğulları hariç)
oğulları-adı taner-en sevdiğim kuzenlerden biridir.liseyi birlikte okuduk.annesi ve babasını da severim.Yani neden seviğimi bilmiyorum ama alışkanlık sanırım seviyorum.taner benim lise hayatım boyunca yanımdaydı.kuzenden öte arkadaştık.Sanırım polatlı tarihindeki en hengovır geceyi onunla geçirmiş olmam onu ister istemez listenin en üstüne çıkarıyor.( hengovır gecesi başka hikaye sonra anlatırım eğer istersem)
ama şuan annemle babamın tanerin başarı öyküleriyle gereksiz bilgi dolmasını istemiyorum.hayır napcaklar mk tanere dair bukadar ayrıntılı bilgiyi.Tanerin bilgileri çok kullanışsız.hayati önem arz etmiyorki.ama yinede tanerin annesi ve babası tarafından tanerin devlete kapak atarak nasıl bir lüks içinde yaşadığı ballandıra balandıra anlatıldı tabiki.
şimdi misafirler gittikten snra olabilecek senaryolar;
senaryo 1
annem: amma hava attılar tanerle.nekadar şanslılar.zaten allah hep zenginin yanında.fakiri düşünen allah yokki.
babam: aman güler boşver.
annem: kimsenin malında gözümüz yok tabide.hani insan düşünüyor
senaryo 2
annem: duygu bak taner kpss'ye evde hazırlanmış..şukdr bukdr puan almış.bak ne güzel atanmış.sen düşünmüyomusun hiç kpss'yi?
ben: anne bunu sanki hiç konuşmamışız gibi neden soruyosun.Ben master yapıcam
annem: ya bi dene şansını nolcak.sende evde hazırlanırsın.Bak İş güvenliği uzmanlığı kursuda açılmış.onada başvur.nede olsa nisana kdr buralardasın
ben: ... :) :(
tabi hangi senaryo vuku bulacak şimdiden kestirmek zor.ama benim kendince modern ve açılımgez ailemi böyle zehirlemelerinden hiç hoşlanmıyorum.
benim annem canım annem her hafta değişen kariyer planımı hep destekliyor.
benim babam canım babam hiçbişeye herzamanki gibi karışmıyor
ve biz mis gibi yaşıyoruz
öffff fak dı sistem!
02 Aralık 2013
bu adamların yapacağa şarkıya ben..
ben ezginin günlüğünü severim.Onlar beni nekadar severse okadar işte.daha fazla sevecek takatim yok çünkü..Ama işte bazı şarkılarının sözleri çok güzel.insana küfrettirecek kadar...
küfür demişken sizin aklınıza hiç bu garip adam,hüsnü,gruba dahil olmasaydı ezginin günlüğü nasıl olurdu? gibi sorular gelmiyor mu? Bende zaten çok işsiz olduğum ve hüsnüyü sevmediği içi düşünüyorum bunları.ismi hüsnü olan insanları nasıl sevebilirim.hüseyin belki ama hüsnü sanki kayıt memurunun önünde bi yandan telefonla iş bağlamaya çalışan babanın memurla konuşması biran önce bitsin diye aceleden salladığı bir isim gibi..
of tüm bu beyin sıçramalarından size ne ki?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)